fortfolio işte...

biraz şehir, biraz ilişki, biraz kadın, biraz erkek, biraz yalnız, biraz komik, biraz hikaye, biraz gerçek.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Ne kadar çılgınsın?

Var mısın gel seninle bir çılgınlık yapalım? Monoton hayatlarımıza renk katalım, delirelim yahu! Üç günlük dünya, çıkalım şu iş-ev-arkadaşlarla eğlence-flörtöz çapkınlık dikdörtgeninden... “Bu da böyle bir anımdı” hanesine bir artı koyalım. Gel bir çılgınlık yapalım, ilişki yaşayalım!  
Elele sokaklarda gezelim, ben başımı omzuna dayayayım, sen belimi sıkıca kavra. Cuma akşamlarını birbirimize ayıralım, arayanlara “ ‘biz’ şurada olacağız istersen katıl” diyelim. Sabahları ben huysuz olurum ama, sen “günaydın” mesajı atmayı ihmal etmezsen, ben de akşamları “iyi geceler” mesajı atarım, yaratıcıyımdır merak etme! 

Sonra iyice delirelim, hayatımızda birbirimize yeni ve temiz birer oda açalım. Evcilik oynayalım, beraber yemek yapalım, sinemaya gidelim, oturup anlamsız şeylere saatlerce gülelim, içelim, sarhoş olalım, dans edelim, konserlere bilet alalım, üşenirsek gitmeyelim. Kafalarımız güzel olmasa da arada insanlar içinde dudağıma öpücük kondurmaktan çekinme!

Hayallerimizi paylaşalım, korkularımız eksik kalmasın, sevmediğimiz şeyleri birbirimize anlatıp onay verelim. Yanlış anlar mı, ne tepki verir şüpheleri yaşamadan aklımıza geleni birbirimize söyleyebilme lüksüne sahip olalım! Madem delirdik, yaratıcı olalım, arkadaşlarımıza birbirimizi “sevgilim” diye tanıtalım, onlar da karşılığında “hakkında çok şey duydum” desin. Pazar sabahları yataktan çıkmayalım, sevişelim, birbirimizi sayısız kere çıplak görelim!  

Şimdi belki çüş diyeceksin ama başbaşa tatile bile çıkalım yahu, cesur olalım! Karnım ağrıdığında sen elini üstüne koy, ben sağlığın için endişe edip sigara içmene karışayım! Hatta abartalım, birbirimize güvenelim falan! 

Sen istediğin gibi çıkabilirsin arkadaşlarınla, ben benimle geçirdiğin zamanın güzelliğine bakarım! Ama rüyamda beni aldattığını görüp ağlayarak uyandığımda nazımı çek, “olur mu hiç öyle şey” de, beni sakinleştir. Benimle flört eden olduğunda ona pervasızca “ben aşığım” diyeyim! 

Daha neler deme, saçma sapan kıyafetler giydiğimde, sabahları çekilmez olduğumda, içkiden sonra yüzüm şiştiğinde, patavatsızlığıma engel olamadığımda, canım yemek yapmak ya da konuşmak istemediğinde, seni kıskandırmak için flörtler ettiğimde, arkadaşlarıma çok fazla vakit ayırdığımda, egom yükseldiğinde ve hatta düştüğünde bile beni sev! Birazcık şefkat beni kendime getirir, bunu unutma!  

İşle ilgili sıkıntılarını, kaygılarını anlat, ben de can kulağıyla seni dinleyip çözümler önereyim. Buzdolabında bir şişe roze şarap olsun benim için, peynir, balık ve roka sevdiğimi, tatlı yemediğimi unutma, çok su içip çok tuvalete gitmeme şaşırma! Arada oyunlar oynayalım birbirimize, sonra çok sevdiğimizi hatırlayıp gönül alalım.  

Çılgınlık bu ya, kaybetmekten, kırmaktan korkalım! Deli gibi korkalım! Ütopik biliyorum ama birbirimizi tanımak için mesai harcayalım, değer verelim, hayallerimize birbirimizi katalım. 

Çok mu uçtum yahu? Evet haklısın galiba... Yazarken bana da fazla çılgın ve zor gibi gelmişti! Hem zaten kim uğraşacak şimdi? İyisi mi sen benim kalbimi kır, ben seni harcayayım, nasılsa yüzlerce seçenek var ve zaman sonsuz, değil mi?

10 yorum:

  1. Benden önce birisinin yorum yapmasını bekledim ama fazla da dayanamadım bu güzelim bloga yazmaya, siftahın bizden olması öngörülmüş demek ki:)

    Tam da kadın-erkek ilişkilerine, bu yaşın olgunluğuyla ve rakının gevşekliğiyle kafa yormaktayken, buraya yazarken buluyorum kendimi. Ne mi düşünüyorum? İsyankarım sanki bu akşam biraz..

    Bu olgunlaşma ne zaman tamamlanıyor, bir bilen var mı? 20 yaşımda neye içiyorsam, niye içiyorsam şimdi bakıyorum bir şey değişmemiş aslında her şey aynı; biraz kırışıklık artmış ciltte bir de merdivenleri daha zor çıkıyormuşuz o kadar. Peki nedir bizim karın ağrımız? Hayatın değişimlere gebe olduğunun göstergesi oturduğumuz evlerin, işlerimizin değişmesi mi sadece? Kaderimiz dinlediğimiz şarkılar mı, paylaşılan videolar anılarımıza birer ağıt, yazdığımız iletiler ise ilgi çekmelik renkli küpeler mi? Var mıdır acaba nefes alanlar; bize beyaz ışıklar sunacaklar? Yoksa biz delirmemek için inadına en gülen maskemizi mi takacağız? Gözyaşlarımızı, gerçek olmadığını bildiğimiz ama inanmak istediğimiz masalların yalan sonlarına mı dökeceğiz?...

    Sanki ''Ne kadar çılgınsın'' blogunun son paragrafını baz almış gibi oldum, başa dönüp okuyunca yazdıklarımı. Ama ben ondan önceki onbir paragrafı yaşamak istedim birden.. Bıktım hayatın üstüme örttüğü 'efendi' rolünden, vicdan azabım gibi tepemde dolaşan geçmişin geleceğime müdahalesinden, iş ile ev arasında mekik dokumaya zorlayan İstanbul'un monotonluğa sürükleyişinden.. Küçük mutluluklardır ki özlemlerim; özlemlerimi dile getirdiğin için teşekkür ediyorum sana eyyy bu güzel blogun güzel sahibesi...

    YanıtlaSil
  2. asıl ben bu güzel yorum için çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  3. mavi sakal'ın bir parçası geldi aklıma
    ne yapsan ne etsen manyak olamazsın...kolay değil manyak olmak rock'n roller olmak iyi akor bulmak eğer istiyorsan sen de bana gel iyi bendee...

    hehe çok egolu şarkı oldu da öyle değil aslında bi dinleyin bak, 90'ların sound'u pek bi farklı günümüzden :) seks diyorsan da 70'lerin VHS'lerinin üzerine tanımam

    YanıtlaSil
  4. safak
    cok basarılı gercekten; kalemıne saglık, cok zevkle okudum, bıraz da buruk :)

    YanıtlaSil
  5. gaddar ben manyak oldum bile. kolay değildi evet ama oldum.
    adsız çok teşekkür ederim. evet buruk ama gerçek bu, ben ne yapayım.

    YanıtlaSil
  6. sevince kalbim evet acı duyar
    sen de beni senin gibi seversen
    hep yanımda olmak istersen
    o zaman biter belki bu acılar
    KENDİMDEN EMİN OLMADIKÇA
    SEN BENİM OLAMAZSIN ASLA

    demiş sertap erener şafakçım:)

    YanıtlaSil
  7. İyi ki ben ;
    Dün Alem Fm'de Nihat sizi tavsiye ederken not almışım :)Yazılarınız Çok güzel,ne denir ki..Takipteyim :)

    YanıtlaSil
  8. İnsan kendinde olmayanı istiyor galiba.. Tam olarak şu anlattığın gibi birşey yaşıyor ve bu şeye dair (çevresel faktörleri katmazsak) herşey oldukça iyi gidiyor olsa da, arada bir bundan sıkılıyorum ben de.. Arada bir yalnız yaşadığım zamanları özlüyorum, çapkınlık ve hayal kırıklıklarımı..
    Ama bir seçim yapmak zorunda kalıyor insan. (Aldatmaya dahil edebileceğiniz ne varsa yapmaktan uzak duran insan gibi insanlardan bahsediyorum tabii..) Reglken karnına sıcacık elini koyan, seni her halinle sevdiğini bildiğin adamla beraber yaşamak/yaşlanmak ile canın istediğinde canının istediğini, canının istediğiyle yaptığın, mutlu olduğun, mutsuz olduğun, hayal kırıklığı yaşadığın, eğlendiğin, ağladığın ama sadece kendine ait bir yaşam sürmek arasında bir seçim..
    Ben yaptım.. Yakında resmileştiriyorum da. Ama, ne bileyim, bazen özeniyorum işte o hayata.. İnsan kendine olmayanı istiyor illa!
    Benim konumum için, ne salaklık di' mi ama?!

    YanıtlaSil
  9. salaklık değil de... insanoğlu doyumsuz ne diyebilirim ki=) içinde bulunduğu durumla yetinmiyor. ama içinde bulunduğun durumun farkındalığına sahip olman bile güzel. resmileştirme için tebrik ederim. çılgınlığınız daim olsun :P

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...