fortfolio işte...

biraz şehir, biraz ilişki, biraz kadın, biraz erkek, biraz yalnız, biraz komik, biraz hikaye, biraz gerçek.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Yok masal artık, yat uyu!




Ve ardından Prens ve Prenses ömür boyu mutluluk içinde yaşadılar... Hadi canım! İtiraf edin hiç bir masalda böyle olmadı! Grimm Kardeşler ve ekürileri bizi kandırdı, böyle olmadığını kıçımızı yere çarpa çarpa anladık. Ne olurdu şu masalları az biraz gerçekçi bitirseydiniz de biz masallarla büyüyen ve kendini prenses sanan kızlar bu kadar zaman kaybetmeseydik.

Mesela Rapunzel, prensle birlikte ülkesine döndükten sonra ne yapar? Saçlarını bir daha uzatır mı yoksa “uzun saç kötü günleri hatırlatıyor hem kısa daha modern” mi der? Kendisini cadıya veren anne-babasının sevgi eksikliğinin acısını prensten çıkartır mı? İntikam duygusuyla dolup “nasılsa kraliçe oldum beni kuleye kapatan cadının kellesi vurula” der mi? Peki ya prens? Uğruna kör olduğu, deli divane çöllerde dolandığı kızın sadece sesine aşık olduğunu ve aslında onu hiç tanımadığını fark eder mi? Dırdıra başlayınca sesinden bıkmaz mı, saçları kısayken de onu “Rapunzel, rapunzel ipek saçların ne güzel” diye sever mi? Tüm hayatını bir cadıyla geçirmiş, kültür nedir bilmeyen bu kızı nasıl olur da kraliçe yaptım diye hayıflanır mı?

Ya da Uyuyan Güzel 100 yıl sonra uykusundan uyandığında nasıl çağa ayak uydurur? Mesela 1910’da uyumuş olsa 2010’da o kızın uyumsuzluğunu ve şaşkınlığını hayal edebiliyor musunuz? Televizyondan koşarak kaçar, interneti anlatmaya çalışmayın bile. İnsomnia olur mu ya da uyumaktan korkup geceleri prense zehir eder mi? Peki ya prens? Büyük babanesi yaşındaki kızın güzelliğine kanıp jenerasyon farkını hiçe sayabilir mi? Prensin olgun kadın fantezisine bakar mısınız?

Pamuk Prenses’in travmalara ne demeli? Bir daha ne kurdela bağlayabilir, ne tarak kullanır ne de elma yer! Peki ya yoldan geçen prensin kendine göre olmadığını, ruhen uyuşamadığını fark ederse? “Elmayı tükürdüğüm güne lanet olsun” deyip cücelerin yanına döner mi? Şiddetli geçimsizlik yüzünden depresyona girip uykucu ile derin uykulara dalar mı?

Dişi taraf prenses, aristokrat, halktan ya da çok fakir bir ailenin kızı olabiliyor ama eril taraf hep prens! Prens bolluğu mu varmış o zamanlar yoksa bir prens tüm masallara yetişmiş nedir yani? Kurbağa sanıyorsun o bile prens çıkıyor! Gerçi prensin adı yok, o ayrı!
Bir de seçen taraf niye hep erkekler? Küçük deniz kızı dışında sevdiği adamı seçen hiç kimse yok, illa başlarına kötü bir şey gelmişken kurtarılacaklar!
Bizi düşünen kimse yok! Tek bir bakışta aşık olan prensli hikayelerle büyütüldüğümüz için hiç bir şeye sabrımız yok! Tanıştığımız an dudaktan öpücük, öpücük sonrası diz üstünde evlilik teklifi bekliyoruz. Tanıştığım an adam beni öpse-hem de uykudan uyandırarak- tokadı basarım o ayrı!

Eğer bir prens bulur da muradıma erer ve küçük bir prenses dünyaya getirirsem bu masallarla büyümeyecek o çocuk, şimdiden söyleyeyim! Kurtulmak için yakışıklı prense muhtaç olan pamuk prenses, prens yolu gözleyen külkedisi, fedakar rapunzel gibi karakterler arkadaşı olmasın! Ayrıca 20 kat şilte altındaki bezelye tanesinden de etkilenmesin, o kadar prensesliği eksik kalsın, anneyi delirtmesin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...